Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp

En Önemli Sermayenin Para Olmadığını Düşünüyorum

KİPAŞ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hanefi Öksüz: “Makine mühendisiyim.

KİPAŞ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hanefi Öksüz: “Makine mühendisiyim. Ama iş hayatına fabrikada başlamadım”dedi.

Kahramanmaraş sanayisinin önde gelen isimlerinden biri olan Öksüz, facebookta yaptığı paylaşımda şunları yazdı:

Babam ziraatçıydı.

Ben de önce ziraatla uğraştım.

Kahramanmaraş’ta pamuk üretiyorduk.

Fakat benim gönlümde sanayiye girme isteği vardı.

“İplik fabrikası yapma arzusu içindeydim.”

Sorun şuydu:

İplik fabrikası kurmak, bizim imkânlarımızla kolay bir iş değildi.

“Araziniz ne kadar geniş olursa olsun, bir çiftçinin imkânları sınırlı.”

1984 yılında Halil İbrahim Gümüşer’le tanıştık.

O işletmeciydi.

Ben makine mühendisiydim.

İbrahim Bey’in çırçır işletmesi vardı.

Bugünkü KİPAŞ’ın bulunduğu yere yeni bir çırçır tesisi yapmayı düşünüyordu.

Ben ona:

Çırçır yerine gel birlikte iplik fabrikası kuralım.

dedim.

Kararı vermeden önce aile büyüklerimize danıştık.

Ben babama gittim.

Ortaklık yapmayı düşündüğümü söyledim.

Rahmetli babam bana:

“Anlaşabileceksen ortak ol. İki ortak anlaşırsa üçüncü ortağı Cenab-ı Allah’tır. Allah’ın ortak olduğu bir şirket batmaz.”

dedi.

Sonra bir şeyi daha ekledi:

“Yalnız geçinebileceksen ortak ol. Bana bu yaştan sonra sıkıntı getirme.”

Kararı bana bıraktı.

Biz işe başladık.

Ama sermayemiz sınırlıydı.

“İkimiz de sanayici ailelerin çocuğu olarak bu işe girmedik.”

Esnaflık ve çiftçilik kültüründen geliyorduk.

İplik fabrikasının maliyeti ise büyüktü.

Bir üçüncü ortak bulmaya çalışıyorduk.

Çevremizde bizim bu işe giriştiğimizi görenlerden biri şöyle dedi:

“Siz bir göle düşmüşsünüz, yanınıza da batıracak birini arıyorsunuz.”

Aslında dışarıdan bakıldığında biraz öyle görünüyordu.

Paramız sınırlıydı.

Sanayi tecrübemiz sınırlıydı.

Ama fabrikayı kurmak istiyorduk.

Kredi için bankaya gittik.

“Krediyi zor çıkardık.”

Banka müdürünün söylediği cümleyi ise hiç unutmadım:

“İkinizin de babası bizim beş yıldızlı müşterimiz. Onların evlatları olduğunuz için size bu krediyi veriyoruz.”

O gün benim için çok önemli bir şey öğrendim.

Bir insanın çocuğuna bırakacağı en büyük miras yalnızca para değildir.

“Bir babadan oğula kalacak en büyük miras itibardır.”

Çünkü bizim ilk fabrikamızın temelinde biraz da babalarımızın yıllarca oluşturduğu güven vardı.

1984’te KİPAŞ’ı kurduk.

İbrahim Bey’le ortaklığımız başladı.

Aradan yıllar geçti.

İş büyüdü.

Ama ortaklığı bozmadık.

“Ortaklıkta anlaşmak çok önemli. Çünkü her şeyinizi birleştiriyorsunuz ve birlikten güç doğuyor.”

Şirket büyüyünce görevlerimizi ayırdık.

Ben yatırımlar ve genel yönetim tarafıyla ilgilendim.

İbrahim Bey mali konulara ağırlık verdi.

Ama aynı hedef için çalışmaya devam ettik.

Bir dönem:

“33 yıldır ortağımla aynı odayı paylaşıyoruz.”

diye anlatıyordum.

Bugün ortaklığımızın üzerinden 40 yılı aşkın zaman geçti.

İlk iplik fabrikasının ardından yatırımlar birbirini izledi.

Tekstil büyüdü.

Çimento geldi.

Enerji geldi.

Kâğıt geldi.

Lojistik ve eğitim yatırımları geldi.

Bugün KİPAŞ 6 ana sektörde faaliyet gösteriyor.

12 bine yakın insanla üretim yapıyor.

100’den fazla ülkeye ürün gönderiyor.

Ama bizim şirket kültürümüzün başlangıcında hâlâ aynı şey var:

“Sözünde durmak, düzgün muamele yapmak.”

Ben bunu Anadolu kültüründen öğrendiğimizi düşünüyorum.

Hak, hukuk, adalet, açık sözlülük ve güvenilirlik…

Bunlar olmadan yalnızca parayla uzun ömürlü şirket kuramazsınız.

Bugün fabrikalara da yalnızca bizim malımız gibi bakmıyorum.

Çünkü bir fabrikanın içinde çalışan insanların ekmeği var.

Esnafın kazancı var.

Tedarikçinin işi var.

Ülkenin ihracatı var.

Bu yüzden bugün hâlâ şöyle söylüyorum:

“Bir fabrika sadece sahibinin değildir.”

“Fabrikalar aslında bizlere milletin emanetidir.”

Bizim hikâyemiz de aslında böyle başladı:

Pamuk üreten bir makine mühendisi.

Bir çırçır işletmecisi.

Kurmak istedikleri pahalı bir iplik fabrikası.

“Yanınıza batıracak birini arıyorsunuz” diye dalga geçenler.

Ve iki babanın yıllar boyunca biriktirdiği itibar sayesinde çıkan ilk kredi.

Bugün geriye baktığımda hâlâ en önemli sermayenin para olmadığını düşünüyorum:

İtibar.