Andırın’ın Arslantaş Barajı suları altında bıraktığı tarihin en güçlü temsilcisi, her yıl doğaya meydan okumaya devam ediyor. Eski Gökahmetli köyünün camisinden geriye kalan tek yadigâr olan minare, suyun döngüsüyle birlikte her mevsim farklı bir hikâye anlatıyor. Kimi zaman suların içinde yalnız bir nöbetçi, kimi zaman geniş tarlaların ortasında vakur bir anıt gibi yükselen minare, görenleri hayrete düşürüyor.

Suların Altındaki Geçmiş Gün Yüzüne Çıkıyor Baraj gölünün su rejimine göre şekillenen bu görsel şölen, bölgedeki eko-turizmin de can damarı haline geldi.
-
Kış ve Bahar: Su seviyesi maksimuma ulaştığında minare, masmavi suların ortasında masalsı bir görüntü sunuyor.
-
Yaz ve Sonbahar: Sular çekildiğinde eski köy arazisi yeniden ortaya çıkıyor ve minare, çevresini saran tarım arazileriyle birlikte tarihin derinliklerinden gelip toprağa kök salmış gibi görünüyor.
Andırın’ın En Güçlü Hafızası Bölge halkı, “Gökahmetli’nin kalbi” olarak niteledikleri bu minareyi her iki haliyle de çok seviyor. Ziyaretçilerin yazın dibine kadar yürüyüp hatıra fotoğrafı çektirdiği, kışın ise uzaktan hayranlıkla izlediği yapı, Andırın’ın tarihî ve coğrafi zenginliğinin bir özeti gibi. “Yaz-Kış” fotoğraflarıyla ünü şehir sınırlarını aşan Gökahmetli minaresi, sular altındaki saklı tarihin sessiz ama en etkileyici çığlığı olarak nitelendiriliyor.
