Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar, bir berber dükkânında gençlerle gerçekleştirdiği sohbetten yola çıkarak kaleme aldığı “Çınar Ağacı” başlıklı yazısında, sağlam imanın önemine, şeytanın vesveselerine karşı uyanık olmaya ve genç nesillere hakikati anlatmanın sorumluluğuna dikkat çekti.
İnsanların manevi değerlerden uzaklaşması, gençlerin doğru bir rehberliğe duyduğu ihtiyaç ve inanç bilincinin güçlendirilmesi, Mehmet Akpınar’ın “Çınar Ağacı” başlıklı köşe yazısının ana gündemini oluşturdu. Akpınar, yazısında Kur’an-ı Kerim’den ayetler ve çınar ağacı benzetmesi üzerinden bireyin kendi inancını ve yaşamını sorgulaması gerektiğini vurguladı.
“İnsanın önce kendisini sorgulaması gerekiyor”
Yazısında Zuhruf suresinin 36. ayetine dikkat çeken Akpınar, Allah’ın zikrinden uzaklaşmanın insanı manevi açıdan savunmasız bırakabileceğini ifade etti. Makam, para, şöhret ve nefsin insanı hakikatten uzaklaştırabilecek unsurlar arasında yer aldığını belirten Akpınar, kişinin yanlış bir yolda olduğu hâlde kendisini doğru yolda zannetmesinin önemli bir tehlike olduğuna işaret etti.
İnsanın yaratılış gayesini, kime kulluk ettiğini ve hayatını hangi değerler doğrultusunda sürdürdüğünü sorgulaması gerektiğini dile getiren Akpınar, sağlam bir inancın ve tevhid bilincinin önemini öne çıkardı.
Lokman suresinin 13. ayetini de hatırlatan Akpınar, Allah’a ortak koşmama ilkesinin İslam inancının temel esaslarından biri olduğunu belirtti. İbadetlerin önemine değinirken bunların temelinde sahih bir iman ve Allah’a bağlılığın bulunması gerektiğini vurguladı.
Çınar ağacı benzetmesiyle önemli mesaj
Akpınar’ın yazısında öne çıkan başlıklardan biri de çınar ağacı üzerinden yaptığı benzetme oldu.
Yıllarca ayakta kalan, dallarıyla insanlara gölge veren ancak zamanla içten içe çürüyen bir çınarın şiddetli bir rüzgâr karşısında devrilebileceğini anlatan Akpınar, bu örneği insanın manevi hayatıyla ilişkilendirdi.
Çınarın yıkılmasını yalnızca rüzgâra bağlamanın doğru olmayacağını ifade eden Akpınar, ağacın içten çürümesinin de yıkılışta belirleyici olduğuna dikkat çekti. Benzer şekilde insanın da inancını, iradesini ve manevi değerlerini koruması gerektiğini belirtti.
Yazıda, şeytanın insanı yanıltmaya çalışmasının bir imtihan unsuru olduğu, ancak insanın aklını ve iradesini kullanarak doğruyu seçme sorumluluğu taşıdığı mesajı verildi.
“İnsan sorumluluğunu başkasına yükleyemez”
İbrahim suresinin 22. ayetinden hareketle şeytanın ahirette kendisine uyanları suçlayacağına dikkat çeken Akpınar, insanın kendi tercihlerinin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Kur’an’ın insanlara doğru yolu gösterdiğini, peygamberlerin gönderildiğini ve hak ile batıl arasındaki ayrımın bildirildiğini hatırlatan Akpınar, yanlış tercihler karşısında sorumluluğu yalnızca dış etkenlere yüklemenin doğru olmayacağını belirtti.
Yazıda, insanın nefsine, dünyevi çıkarlara ve yanıltıcı çağrılara karşı bilinçli olması gerektiği vurgulandı.
Gençlere ulaşmak için büyük kürsüler gerekmiyor
Akpınar, hakikati insanlara ulaştırmanın yalnızca büyük salonlarda veya kalabalık toplantılarda mümkün olmadığını belirterek günlük hayatın içindeki samimi sohbetlerin de önemli bir fırsat oluşturduğunu kaydetti.
Sokaklarda yaşayan, sevgiden ve merhametten yoksun kalan ya da manevi boşluk yaşayan insanlara ulaşmanın toplumsal bir sorumluluk olduğunu ifade eden Akpınar, özellikle gençlerin doğru bilgi ve rehberlikle buluşturulması gerektiğine dikkat çekti.
Yazısında Necip Fazıl Kısakürek’in “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” dizelerine de yer veren Akpınar, insanlara hayatın anlamını ve yaratılış gayesini hatırlatmanın önemini dile getirdi.
Yazının çıkış noktası bir berber dükkânındaki sohbet oldu
Mehmet Akpınar, “Çınar Ağacı” başlıklı yazısının ortaya çıkış sürecini de okurlarıyla paylaştı. Ahmet Ceyhan’ın berber dükkânında tıraş olduğu sırada yaklaşık 10 gençle sohbet etme fırsatı bulduğunu belirten Akpınar, bu buluşmada tevhid, şirk, iman, Allah’ın zikrinden uzaklaşmanın sonuçları ve şeytanın vesveseleri üzerine konuştuklarını aktardı.
Sohbetin sonunda gençlere kaleme alacağı köşe yazısının konusunun “Çınar Ağacı” olacağını söylediğini belirten Akpınar, böylece yazının düşünsel temelinin samimi bir ortamda gerçekleştirilen bu buluşmada şekillendiğini ifade etti.
Bu örnek üzerinden insanlara ulaşmak için her zaman büyük imkânlara ihtiyaç olmadığını anlatan Akpınar, bir berber dükkânının, çay ocağının veya sokak köşesinin de anlamlı sohbetlere vesile olabileceğini kaydetti.
“Önemli olan sağlam çınarlar yetiştirmek”
Mehmet Akpınar, yazısının sonunda inancı korumanın, iradeyi güçlendirmenin ve genç nesillere rehberlik etmenin önemini vurguladı.
Şeytanın vesveselerinin tamamen ortadan kaldırılamayacağını ancak insanın inancını sağlam tutabileceğini belirten Akpınar, çınar ağacı benzetmesi üzerinden şu mesajı verdi:
“Rüzgârın esmesine engel olamayız. Fakat çınarımızın çürümesine engel olabiliriz. Mesele fırtınayı durdurmak değil, fırtınaya dayanacak sağlam çınarlar yetiştirmektir.”
Mehmet Akpınar’ın 28 Ekim 2026 tarihli yazısı, sağlam inanç, kişisel sorumluluk, manevi değerlerin korunması ve gençlere ulaşmanın önemi üzerine düşünmeye davet eden bir mesajla sona eriyor.

