İstanbul Aile Vakfı Başkanı Üner Karabıyık, çocukların dijital platformlarda karşılaştığı içeriklerin aile yapısı ve gençlerin kimlik gelişimi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karabıyık’ın açıklamalarında Kahramanmaraş’taki okul saldırılarına da gönderme yapılırken, ailelere ekran kullanımı ve dijital okuryazarlık konusunda daha fazla sorumluluk düştüğü belirtildi.
Çocukların ve gençlerin dijital platformlarda geçirdiği sürenin artması, ailelerin karşı karşıya kaldığı yeni sorunları da beraberinde getiriyor. İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, dijital mecralarda çocukların maruz kaldığı içeriklere ilişkin değerlendirmesinde özellikle ailelerin bilinçlendirilmesi gerektiğini savundu.
Karabıyık, açıklamalarında Kahramanmaraş ve Siverek’te yaşanan okul saldırılarını da gündeme getirerek, saldırganların sosyal medya hesaplarının incelenmesinin farklı dijital kimliklere ilişkin bir tablo ortaya koyduğunu ileri sürdü.
Kahramanmaraş detayı dikkat çekti
Karabıyık, çocukların erken yaşlarda dijital dünyayla yoğun biçimde karşılaşmasının kimlik gelişimi açısından çeşitli sorunlara yol açabileceğini savunurken, Kahramanmaraş’taki okul saldırısının ardından saldırgan profillerine ilişkin sosyal medya analizlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Karabıyık’a göre çocuklar yalnızca telefon veya tablet ekranından değil; televizyon, bilgisayar, sosyal medya, müzik, sinema ve diğer popüler kültür alanlarından da etkileniyor.
Bu tabloyu “dijital anafor” olarak nitelendiren Karabıyık, aile bağlarının zayıflamasıyla birlikte çocukların kontrolsüz dijital içeriklerin etkisine daha açık hale geldiğini öne sürdü.
Ailelere “ekran süresini takip edin” çağrısı
Ailelerin çocukların hangi içerikleri izlediğini bilmesinin en az ekran süresini sınırlandırmak kadar önemli olduğunu belirten Karabıyık, ebeveynlerin de dijital okuryazarlık konusunda kendilerini geliştirmeleri gerektiğini ifade etti.
Karabıyık, ailelerin çocuklarıyla iletişimini güçlendirmesi, ekran kullanımını kontrol altında tutması ve çocukların karşılaştıkları içerikleri birlikte değerlendirmesi gerektiğini savundu.
Özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin sosyal medya üzerinden farklı kimlik ve yaşam biçimleriyle karşılaşabildiğini belirten Karabıyık, bu sürecin aileler tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Tartışmalı iddialar gündemde
Karabıyık, dijital platformlardaki bazı içeriklerin LGBT temalarını öne çıkardığını ve bunun çocuklar üzerinde psikolojik etkiler oluşturduğunu savundu. Ancak bu değerlendirmelerin Karabıyık’ın görüşleri olduğu, cinsel yönelim veya toplumsal cinsiyet kimliği konusunda bilimsel kurumların değerlendirmelerinin bu iddialarla aynı doğrultuda olmadığı da dikkate alınmalı.
Karabıyık ayrıca gençlerin yaşadığı kimlik sorunlarına yönelik psikososyal desteğin önemine dikkat çekti. Vakıf bünyesindeki Aile Danışmanlık Merkezi üzerinden bu konuda destek sunduklarını belirten Karabıyık, bugüne kadar 60 gence yardımcı olduklarını ifade etti.
Kahramanmaraş’ta ailelerin dijital farkındalığı neden önemli?
Kahramanmaraş’ta da çocukların internet ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşması, ebeveynlerin dijital dünyadaki riskleri daha yakından takip etmesini gerektiriyor.
Uzmanların genel yaklaşımına göre ailelerin yalnızca “telefonu bırak” demesi yerine çocuklarıyla açık iletişim kurması, yaşlarına uygun içerik filtreleri kullanması, sosyal medya hesaplarını ve gizlilik ayarlarını öğrenmesi ve internet kullanımına ilişkin ortak kurallar belirlemesi daha sağlıklı bir yaklaşım oluşturuyor.
Karabıyık’ın açıklamaları, Kahramanmaraş’taki okul saldırıları üzerinden çocukların dijital dünyadaki davranışlarının ve sosyal medya kullanımının da yeniden tartışılmasına neden oldu.
Öte yandan İstanbul Aile Vakfı’nın Milli Eğitim Bakanlığı ile hayata geçirmeyi planladığını belirttiği “Aile Okulu” projesiyle ebeveynlere dijital farkındalık konusunda eğitim verilmesinin hedeflendiği bildirildi.
Kahramanmaraş açısından ortaya çıkan temel soru ise şu: Çocukların dijital dünyada karşılaştığı içerikleri yasaklamak mı, yoksa ailelerin ve çocukların bu içerikleri doğru değerlendirebilecek dijital ve medya okuryazarlığı becerilerini geliştirmek mi daha etkili?
Bu sorunun yanıtı, önümüzdeki dönemde ailelerin, eğitimcilerin ve uzmanların birlikte yürüteceği çalışmalarla daha net ortaya çıkacak.
