
Mehmet Akpınar, kaleme aldığı “Örümcek Ağına Sığınanlar” başlıklı yazısında güven, adalet, haset ve insan ilişkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Kur’an-ı Kerim’in Ankebût suresindeki örümcek evi benzetmesini merkeze alan Akpınar, hakikatin, makam ve çıkar ilişkilerinin üzerinde tutulması gerektiğine dikkat çekti.
Mehmet Akpınar, 23 Ekim 2026 tarihli yazısında insanların kendilerini güvende hissetmek için oluşturdukları dayanakları ve bu dayanakların ne kadar sağlam olduğunu sorguladı. Yazısına Ankebût suresinin 41. ayetinde yer alan örümceğin evi benzetmesini taşıyan Akpınar, gerçek gücün insanlara, makama veya menfaat ilişkilerine değil, Allah’a güvenmekte olduğunu vurguladı.
“Hakikat kişilere göre değişmez”
İnsanların ailelerini, dostlarını ve yakın çevrelerini sevmesinin doğal olduğunu belirten Akpınar, asıl tehlikenin bu bağlılıkların hakikatin önüne geçmesiyle başladığını ifade etti. Bir kişi, grup veya düşüncenin sorgulanamaz hâle getirilmesinin doğru ile yanlış arasındaki ayrımı zayıflatabileceğine işaret eden Akpınar, adaletin ve doğruluğun kişilere göre değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.
15 Temmuz vurgusu
Yazısında 15 Temmuz hain darbe girişimine de değinen Akpınar, yaşananlardan ders çıkarılmasının ve benzer yapılanmalara karşı dikkatli olunmasının önemini dile getirdi. İnsanların dış görünüşleri, konuşmaları veya kendilerini nasıl tanıttıklarından ziyade davranışlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akpınar, diğer yandan hiç kimsenin somut delil olmadan suçlanmaması gerektiğinin altını çizdi.
Sosyal medyada eleştiri ve itibar tartışması
Akpınar, sosyal medyada zaman zaman karşılaşılan, somut bilgi ve belgeye dayanmadan şüphe oluşturan paylaşımları da eleştirdi. “Biz sadece soruyoruz” yaklaşımının her durumda masum bir soru sorma biçimi olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Akpınar, eleştiri ile itibarsızlaştırma çabası arasındaki ayrımın gözetilmesi gerektiğini belirtti.
Yazıda, araştırılmamış iddialar ve imalar üzerinden insanlar hakkında olumsuz kanaat oluşturulmasının toplumsal güvene zarar verebileceğine dikkat çekildi.
“Bataklıkta mücadele etmeyiz”
Sürekli yeni iddialar ve tartışmalar üreterek insanları karşı karşıya getiren anlayışlara da değinen Akpınar, bu tür tartışmalara aynı yöntemlerle karşılık vermenin doğru olmadığını savundu. İnsanları birbirine düşürmek yerine bir araya getirmenin, şüphe üretmek yerine güven oluşturmanın ve insan onurunu korumanın önemini vurguladı.
Akpınar, gerektiğinde hakların hukuk çerçevesinde savunulması gerektiğini belirtirken, seviyesiz tartışmaların tarafı olmamak gerektiğini ifade etti.
Haset ve çıkar ilişkilerine dikkat çekti
Hasedin insanın hem iç huzuruna hem de başkalarıyla ilişkilerine zarar verdiğini belirten Akpınar, başkalarının başarılarını ve elde ettikleri imkânları kıskanmak yerine kişinin öncelikle kendi davranışlarını sorgulaması gerektiğini dile getirdi.
Makam, para, çevre ve ilişkiler üzerinden kurulan güvenin kalıcı olmayabileceğini ifade eden Akpınar, yazısında “Örümcek ağından saray olmaz” benzetmesiyle çıkar, yalan ve haset üzerine kurulan ilişkilerin sağlam bir temel oluşturamayacağını kaydetti.
“Allah’a dayanan yıkılmaz”
Yazısının sonunda inanç, adalet ve doğruluk vurgusu yapan Akpınar, insanların baskılar veya başkalarının tepkileri nedeniyle doğru bildikleri yoldan ayrılmaması gerektiğini belirtti. Hata ve eksikliklerin insan hayatının bir parçası olduğunu ifade eden Akpınar, önemli olanın doğru niyet, adaletli davranış ve hakikatten ayrılmamak olduğunu dile getirdi.
Mehmet Akpınar, yazısını şu mesajla tamamladı: “Bizim dayanağımız insanlar değil, Allah’tır. Bizim ölçümüz menfaat değil, hakikattir. Bizim yolumuz iftira değil, adalettir.”
Akpınar’ın yazısı, insanın güven duyduğu değerleri sorgulaması, toplumsal ilişkilerde adaleti gözetmesi ve dayanışmayı zedeleyen tutumlardan uzak durması gerektiği yönündeki mesajlarıyla dikkat çekti.
