Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp

Savaş Ve Afetlerde İkinci Yıkım

Savaş, deprem, yangın ve sel gibi olağanüstü durumlarda fiziksel arşivlerin

Savaş, deprem, yangın ve sel gibi olağanüstü durumlarda fiziksel arşivlerin ve yerel sunucuların zarar görmesi ya da elektrik ve iletişim altyapılarının devre dışı kalması; kimlik ve mülkiyet kayıtlarından ticari belgelere, kamu verilerinden resmi yazışmalara kadar birçok kritik belgeye erişimi kesintiye uğratabiliyor. Türkiye’nin yakın coğrafyasında artan jeopolitik risklerin dijital ve ekonomik sürekliliğin önemini daha da artırdığına dikkat çeken TÜRKKEP Kurucu Ortağı Hüseyin Karayağız, “Güvenilir dijital saklama ve mobil çalışma altyapıları normal zamanlarda iş hayatını, sivil yaşamı ve resmi işlemleri kolaylaştırırken, savaş ve afet gibi olağanüstü durumlarda ise ekonomik faaliyetlerin devamını sağlıyor. Bir kriz yaşandıktan sonra ekonomiyi nasıl ayakta tutacağımızı düşünmek yerine, bu altyapıları bugünden hazırlamamız gerekiyor” dedi.

 

Afetlere hazırlık çalışmaları dayanıklı yapılar, acil durum çantaları, toplanma alanları ve iletişim planları üzerinde yoğunlaşırken, yakın coğrafyada yaşanan savaşlar ve artan jeopolitik riskler de ülkelerin kriz dönemlerinde ekonomik ve dijital sürekliliği nasıl sağlayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Hayatın hızla dijitalleşmesiyle birlikte savaş, afet ve ülkeler arası krizlere hazırlığın dijital hayatı da kapsaması gerekiyor. Bu hazırlık, yalnızca kriz anında devreye girecek çözümleri değil, normal zamanda günlük işlemleri kolaylaştıran güvenilir dijital altyapıların önceden kurulmasını da içeriyor.

 

Büyük bir afet, savaş veya kriz sonrasında fiziksel arşivlerin zarar görmesi, iş yerlerinin kullanılamaz hale gelmesi veya dijital sistemlere erişimin kesilmesi; kimlik ve mülkiyet kayıtlarından sözleşmelere, faturalardan personel dosyalarına kadar birçok kritik belgeye ulaşmayı güçleştirebiliyor. Bu durum yalnızca veri kaybı riski yaratmıyor; şirketlerin faaliyetlerinin, ticaretin ve dolayısıyla ekonomik hayatın sürekliliğini de doğrudan etkileyebiliyor.

 

Hüseyin Karayağız: “Kriz Planları Dijital Hayatı da Kapsamalı”

 

Savaş, afet ve jeopolitik krizlere hazırlığın dijital boyutunu değerlendiren TÜRKKEP Kurucu Ortağı Hüseyin Karayağız, “Afetler ve savaşlar yalnızca binalara, yollara veya fiziksel arşivlere zarar vermiyor. Kimlik ve mülkiyet kayıtlarına, ticari belgelere, kamu verilerine ve güvenilir iletişim kanallarına erişim de kesintiye uğrayabiliyor. Böyle dönemlerde ekonomik faaliyetlerin devam edebilmesi için kriz planlarının yalnızca fiziksel güvenliği ve temel ihtiyaçları değil, dijital hayatın nasıl devam edeceğini de kapsaması gerekiyor” dedi.

 

Hatay depreminin ardından yaşananların dijital hazırlığın önemini somut biçimde gösterdiğini belirten Karayağız, bölgedeki çok sayıda avukatın evleri ve ofisleriyle birlikte bilgisayarlarını da kaybettiğini hatırlattı. Depremden birkaç gün sonra vatandaşların bankalara, iş yerlerine, müşterilerine ve kamu kurumlarına belge veya talimat iletme ihtiyacının yeniden başladığını ifade eden Karayağız, Hatay Barosu’nun destek talebi üzerine TÜRKKEP’in bölgeye 100’ü aşkın dizüstü bilgisayar gönderdiğini söyledi.

 

Karayağız, “Günlük hayatın yeniden başlayabilmesi için insanların avukatlarına veya temsilcilerine onaylı belgeler ulaştırabilmesi, bankalarına ve iş yerlerine talimat verebilmesi gerekiyor. Değerli evrakların önceden güvenilir bir dijital ortamda saklanması ve ihtiyaç halinde kimlerin erişebileceğinin belirlenmesi, böyle dönemlerde işlemlerin gecikmeden sürdürülmesini sağlar. Kişi, Mobil KEP üzerinden avukatına e-İmzalı bir ileti göndererek yasal veya özel işlemlerini de bulunduğu yerden başlatabilir” diye konuştu.

 

Dijital sürekliliğin vatandaşlardan küçük işletmelere, büyük şirketlerden kamu kurumlarına kadar toplumun tamamını ilgilendirdiğini vurgulayan Karayağız, verilerin korunmasının tek başına yeterli olmadığını söyledi. TÜRKKEP’in yalnızca bir dijital teknoloji şirketi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Karayağız, güvenilir dijital altyapıların insanların iş hayatındaki, sivil hayattaki ve resmi işlemlerindeki süreçlerin bir parçası olduğunu belirtti.

 

Karayağız, “Araştırmalara göre bir afet sonrasında verilerine 10 gün ya da daha uzun süreyle erişemeyen şirketlerin yüzde 93’ü, büyük veri kaybı yaşayan küçük işletmelerin ise yüzde 70’i bir yıl içinde faaliyetlerini sonlandırıyor. Afet anında veri yönetimi imkânını kaybeden işletmelerin yüzde 50’si ise hemen iflas başvurusunda bulunuyor. Bu nedenle kurumların hangi kayıtlar olmadan faaliyetlerine devam edemeyeceğini ve sistem kesintiye uğradığında hangi alternatif yöntemi kullanacağını kriz yaşanmadan önce belirlemesi gerekiyor” diye konuştu.

 

E-Saklama Kritik Belgeleri Koruma Altına Alarak Değişmezliğini Garanti Ediyor

 

Kritik belgelerin yalnızca fiziksel arşivlerde veya savaş, afet ve diğer olağanüstü durumların etkileyebileceği tek bir noktada tutulması, iş sürekliliği açısından risk oluşturuyor. Güvenli e-Saklama sistemleri ise sözleşmelerin, faturaların, personel kayıtlarının ve resmi yazışmaların bütünlüğü korunarak dijital ortamda muhafaza edilmesine imkân sağlıyor. Kurumsal ve bireysel kullanıcılar, normal zamanda yürüttükleri işlemlerde ihtiyaç duydukları değerli dijital evrakları bu ortamda saklayabiliyor.

 

E-Saklamanın basit bir yedekleme işleminden farklı olduğunu belirten Karayağız, “E-Saklama, belgelerin herhangi bir dijital alanda tutulmasından ibaret değil. Belgelerin bütünlüğünün ve erişilebilirliğinin korunmasını, doğrulanabilmesini, yetkili kişiler tarafından kolayca ulaşılabilmesini ve gerektiğinde hukuki delil olarak kullanılabilmesini sağlayan bir yapıdan söz ediyoruz. Fiziksel arşivlere veya iş yerlerine erişilemediğinde kritik belgelerin mobil ortamda ulaşılabilir olması, hayatın ve ticari faaliyetlerin devamı açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

 

Kullanıcıların avukat, eş veya ortak gibi güvendikleri kişileri önceden işlem yetkilisi olarak belirleyebilmesi; savaş ve afetlerin yanı sıra trafik kazası gibi acil durumlarda da gerekli belgelerin erişilebilir olmasına ve işlemlerin takip edilebilmesine katkı sağlıyor. TÜRKKEP ortamındaki erişimler, yetkilendirilen kişilerin dijital kimlik, e-İmza ve şifre kontrolleriyle gerçekleştirilerek kayıt altına alınıyor.

 

Belgeye ulaşmanın yanı sıra belgenin değiştirilmediğinin, doğru kişi veya kuruma ait olduğunun ve yapılan işlemin güvenilir bir kayıt oluşturduğunun da ortaya konulması gerekiyor. Bu nedenle e-Saklama, KEP, e-İmza ve güvenli mobil elektronik iletişim hizmetlerinin aynı dijital güven mimarisinin birbirini tamamlayan parçaları olarak çalışması önem taşıyor. Normal zamanda işlemleri hızlandıran bu bütünleşik yapı, olağanüstü koşullarda da dijital ve ekonomik sürekliliğin korunmasına yardımcı oluyor.

 

“İşlemler Her Koşulda Güvenli Biçimde Sürdürülebilmeli”

 

İnsanların ve kurumların işlemlerini bulundukları yerden sürdürebilmesi, dijital sürekliliğin bir diğer boyutunu oluşturuyor. Güvenli mobil altyapılar normal zamanda mesafeleri ortadan kaldırarak günlük işlemleri kolaylaştırırken; savaş veya afet nedeniyle fiziksel çalışma alanlarını kullanamayan işletmelerin, farklı bölgelere dağılan çalışanların ve evinden, şehrinden hatta ülkesinden ayrılmak zorunda kalan vatandaşların hayatlarını ve faaliyetlerini sürdürmesine de imkân tanıyor.

 

Karayağız, “Savaş ve afetlerde iş yerleri kullanılamaz hale gelebilir, kurum içindeki sistemler zarar görebilir, çalışanlar farklı bölgelere dağılabilir veya kişiler başka bir şehre ya da ülkeye gitmek zorunda kalabilir. Buna rağmen kimlik doğrulama, belgeye erişim, sözleşme imzalama, fatura gönderme ve resmi yazışma gibi işlemler güvenli ve mobil olarak devam edebilmeli. Dijital süreklilik, insanlara yalnızca verilerine erişme imkânı değil, hayatlarını ve faaliyetlerini değişen koşullar altında sürdürebilme kapasitesi sağlamalı. Mobil KEP ile e-İmzalı değerli evraklar güvenli biçimde iletilebilir; bu işlemler sonucunda oluşan belgeler de bütünlüğü korunarak e-Saklama ortamında muhafaza edilebilir. Böylece dağıtık veya uzaktan çalışan yöneticiler, çalışanlar, avukatlar ve müşteriler normal zamanda işlemlerini kolaylaştıran, zor zamanlarda ise kesintisiz çalışmayı destekleyen bir yapıya sahip olur. Bu altyapıyı kriz ortaya çıktıktan sonra değil, önceden oluşturmalıyız” dedi.

 

Bu ihtiyacın savaşlar ve büyük insani krizlerde ülkeler arası boyut kazandığına dikkat çeken Karayağız, insanların başka bir ülkeye gitmek zorunda kalmaları halinde de dijital kimliklerini, belgelerini ve işlemlerinin hukuki güvenilirliğini koruyabilmeleri gerektiğini söyledi.

 

“Türkiye Dijital Garantör Devlet Rolü Üstlenebilir”

 

TÜRKKEP’in Ülkeler Arası Regüle Dijital Güven Koridoru vizyonunun normal dönemlerde uluslararası ticareti ve iletişimi kolaylaştırırken, savaş ve afetlerde ekonomik ve dijital sürekliliği destekleyen stratejik bir altyapıya dönüşebileceğini belirten Karayağız, Türkiye’nin bu alandaki regülasyon ve uygulama deneyimiyle “dijital garantör devlet” rolü üstlenebileceğini ifade etti.

 

Karayağız, “Burada başka bir ülkenin yerine geçmekten değil, ihtiyaç halinde o ülkedeki güvenilir dijital iletişimin, kritik verilerin ve işlemlerin sürekliliğine katkı sağlayabilecek bir kapasiteden söz ediyoruz. Ülkeler arasında yalnızca veri dolaşmamalı; verinin bütünlüğü, işlemi yapan tarafın kimliği ve işlemin hukuki güvenilirliği de korunmalı. Türkiye, yıllar içinde oluşturduğu regüle dijital hizmetler ekosistemiyle savaş ve afet dönemlerinde bölgesel dijital sürekliliğe ve ekonomik faaliyetlerin devamına katkı sağlayabilir” diye konuştu.

 

Savaş, afet ve jeopolitik krizlere karşı dijital hazırlığın olay yaşandıktan sonra değil, önceden başlaması gerektiğinin altını çizen Karayağız, “Olası krizlerde ekonominin, ticaretin ve kritik işlemlerin devamını sağlayacak dijital altyapıyı bugünden geliştirmemiz gerekiyor. Türkiye, kriz gerçekleştikten sonra çözüm arayan değil, olası risklere karşı altyapısını önceden hazırlayan bir ülke olmalı. TÜRKKEP’i, insanların normal zamanlarında hayatını kolaylaştıran, zor zamanlarında ise yanlarında olan bir altyapı ve zihin olarak konumlandırıyoruz” ifadelerini kullandı.