Bizler genellikle polisi; sadece bir asayiş figürü, bir ceza makbuzu ya da toplumsal olaylarda karşı karşıya geldiğimiz bir güç olarak görüyoruz. Ne acıdır ki; polisimizin de “bizden biri” olduğunu, bizim gibi etten kemikten bir insan olduğunu çoğunlukla ancak al bayrağa sarılı tabutları önümüze geldiğinde, o yürek yakan şehit haberlerinde hatırlıyoruz. Oysa o üniformanın içinde atan bir kalp, o sert duruşun arkasında bir hayat hikayesi var.
Zorluğu Anlamak İçin Yaşamak mı Gerek?
Teşkilatın içinde olmayan, o tozun toprağın içinde mesai tüketmeyen birinin bu görevin ağırlığını tam manasıyla anlaması elbette zor. Kar, kış, çamur demeden; biz evimizde sıcak çayımızı yudumlarken onlar caddeleri arşınlıyor. Peki, biz hiç düşündük mü? O polis memuru sabah evinden hangi psikolojiyle çıktı?
Belki o sabah eşiyle tartıştı, belki çocuğunun istediği bir oyuncağı alabilmenin maddi kaygısını taşıyordu. Belki ödemekte zorlandığı bir kirası, biriktirdiği dertleri vardı. Ama o kapıdan dışarı adım attığında tüm bunları bir kenara bırakıp, sizin güvenliğiniz için çelik yeleğini kuşandı.
“İkinci Emre Kadar” Yaşanan Hayatlar
Polislikte mesai kavramı, çoğu zaman pamuk ipliğine bağlıdır. “İkinci emre kadar” denildiğinde, o mesainin ne zaman biteceği, eve ne zaman dönüleceği belirsizleşir. Bizler planlarımızı yaparken, onlar kendi ailelerine ayıracakları zamandan feragat ederler.
Vatanın bekası ve toplumun huzuru için; kimi yeni doğan evladının ilk kokusunu içine çekemedi, kimi en sevdiği yakınının cenazesine yetişemedi. Sırf bizler yatağımızda rahat uyuyalım, çocuklarımız parkta güvenle oynasın diye kendi hayatlarından vazgeçtiler.
Hoşgörü Bir Görevdir
Sokakta karşılaştığımız polisin; birimizin oğlu, kızı, yeğeni ya da kapı komşusu olduğunu unutmamak zorundayız. Onlara karşı göstereceğimiz bir parça hoşgörü, bir “kolay gelsin” sözü ya da içten bir gülümseme aslında bir vatandaşlık borcudur.
Unutmayalım; polis de bir insandır. Onların da yorgunlukları, kırgınlıkları ve özlemleri vardır. Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümünü kutlarken, sadece başarılarını değil, o fedakar yürekleri de alkışlayalım.
Tüm emniyet teşkilatımızın bu şerefli günü kutlu olsun. Ayağınıza taş değmesin.

YORUMLAR