Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Şükrü Nalkesen
Şükrü Nalkesen

Zorunlu Eğitimde Kaybedilen Nesil!

Eskiden bir usul vardı, bir nizam vardı. Çocuk ilkokulu bitirdiğinde önünde iki yol belirirdi: Ya kalem tutacaktı ya kelpeten. Okumaya meyli olan ortaokulda kendini belli eder, hedefini üniversiteye kurardı. Okumada gözü olmayan, “zenaat” sahibi olmak isteyen evladımız ise bir ustanın yanına çırak verilir, hayatı mutfağında öğrenirdi.

Bugün geldiğimiz noktada ise elimizde ne tam eğitimli bir nesil var ne de çekirdekten yetişmiş bir usta. 4+4+4 sistemi, kağıt üzerinde zorunlu eğitimi uzattı belki ama hayatın gerçeklerinden kopardı bizi. Hiyerarşik düzen bozuldu, dengeler şaştı. Sonuç? Ne eğitimli ne de zanaatkar yetiştiremez olduk.

Üniversite kapılarını ardına kadar açtık ama içini dolduramadık. Bugün okul bitiren evlatlarımızın çoğunun tek bir derdi var: “Masa başı olsun, salla başı al maaşı.” Emek vermeden para kazanma arzusu, maalesef bilginin ve üretimin önüne geçti. Daha acısı ise kültürel kopuş… Aile bağları, akrabalık hukuku, yardımlaşma bilinci; modern eğitim çarkı arasında ezilip gitti. Bilgi yarım, ruh eksik.

12 Yıllık zorunlu eğitimin dışarda bıraktığı çocuk ve gençlerimizin durumu ise daha vahim. Çıraklık ahlakıyla, usta-çırak saygısıyla yetişmesi gereken çocuklarımız; mahalle kabadayılarına, mafyavari tiplere özenir hale geldi. Konuşmalar, tavırlar, hareketler hep bir “racon” havasında. Bu kimlik arayışı, onları sigaradan uyuşturucu bataklığına kadar sürükleyen karanlık bir yola itiyor ve ne yazık ki çoğu bu tehlikenin farkında bile değil.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredattan önce “disiplin ve saygınlık” meselesini masaya yatırması gerekiyor. Çocuğun tıraşından giydiği formaya kadar bir ciddiyet gelmeli. En önemlisi de; öğretmene kaybettiği o kutsal saygınlık ve yetki iade edilmelidir.

Bizler, öğretmenini 50 metreden görünce önünü ilikleyen, saygısından kaldırım değiştiren bir nesildik. O zamanlar anlamazdık ama meğer “vurdukları yerde gül bitiyormuş.” Disiplinin olmadığı yerde eğitimin, saygının olmadığı yerde öğretimin olmayacağını acı tecrübelerle öğreniyoruz.

Son dönemde yaşanan acı olaylar bize çok şey anlatıyor. Şanlıurfa’daki katliamdan, Kahramanmaraş’ta fidanlarımıza kıyan canilere kadar; faillerin kimlerin çocukları olduğuna bir bakın. Valilerin, emniyet müdürlerinin, en üst düzey bürokratların evlatları bile bu yozlaşmanın içindeyse, durup düşünmek zorundayız.

24 yıllık bir yönetim sürecinde eğitimdeki bu “yap-boz” tahtası artık can yakmaya, nesil yok etmeye başladı. Eğer bugün bu yanlıştan dönülmez, eğitimde disiplin, ahlak ve liyakat eksenli bir devrim yapılmazsa; yarın vatanı emanet edeceğimiz bir nesil bulamayacağız.

Eğitim, sadece diploma dağıtmak değildir; bir milleti ayakta tutacak karakteri inşa etmektir. Vakit daralıyor, fidanlar kuruyor, şimdi yanlışı düzeltme zamanı…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER