Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesine bağlı Erenler Köyü, 1983 yılında tamamlanan Arslantaş Barajı’nın suları yükselmeye başladığında sadece haritadan silinmedi; yüzlerce yıllık bir yaşam kültürü ve binlerce hatıra da sulara gömüldü. Bugün baraj gölü içerisinde yalnız başına duran metruk bir ev, o günlerden kalan hüzünlü bir sembol olarak geçmişi selamlıyor.
Bir Göç ve Ayrılık Hikâyesi
Arslantaş Barajı’nın yapımıyla birlikte Erenler sakinleri için zorlu bir dönem başladı. Geçim kaynakları olan tarlaları ve çocukluklarının geçtiği sokakları sular altında kalan köylüler, çevre illere dağılmak zorunda kaldı. Kimi Kadirli’ye, kimi Osmaniye ve Adana’ya göç ederken; geride sadece suyun üzerine vuran hüzünlü yansımalar kaldı.

Geçmişin Sessiz Tanığı: Suyun İçindeki Ev
Baraj suları her şeyi yutsa da, bir baba evi hala ayakta kalmaya çalışarak yaşanan dramın sessiz tanıklığını yapıyor. Yarım kalan hayatların ve kopan aile bağlarının temsilcisi olan bu yapı, eski köy sakinleri için bir binadan çok daha fazlasını ifade ediyor. Köy halkı, suyun yükseldiği o günü “zamanın durduğu an” olarak nitelendiriyor.
Hacı Mehmet Dereli’nin Unutulmaz Ağıdı
Yaşanan bu büyük dram, halk ozanlarının mısralarına da yansıdı. Köy sakinlerinden merhum Hacı Mehmet Dereli’nin Arslantaş Barajı için yaktığı ağıt, bugün hala kulaklarda çınlıyor. Dereli’nin mısraları, doğup büyüdüğü toprakları kaybeden bir insanın yürek sızısını, toprağına duyduğu özlemi ve suyun altına gömülen bir köyün çığlığını anlatıyor.
Erenler köyü fiziksel olarak baraj suları altında kalsa da, eski sakinlerinin dualarında ve yakılan ağıtlarda yaşamaya devam ediyor. Her çekilen su seviyesinde ortaya çıkan kalıntılar, hatıraları yeniden canlandırıyor.
