Sabrın Sonu Selamet: Bir Şehrin Yeniden Doğuş Sancısı
Asrın felaketinin üzerinden geçen 36 ay… Dile kolay, takvime sığmayan bir acının ve ardından gelen devasa bir mücadelenin kısa özeti. Bir şehri sadece binalarıyla değil, ruhuyla ve hafızasıyla yeniden ayağa kaldırmak; “başarı öyküsü” tabirinin tam karşılığıdır.
Bugünlerde Kahramanmaraş sokaklarında yürürken ayağımıza çamur bulaşıyor, kulağımıza iş makinelerinin gürültüsü çarpıyor olabilir. Ancak pencereyi biraz daha geniş açıp bakmakta fayda var. Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Ben bu şehrin evladıyım” diyerek çıktığı yolda, sadece vitrini süslemekle yetinmiyor. Şehrin 50-60 yıllık, artık çürümüş ve depremle birlikte tamamen iflas etmiş altyapısına neşter vuruyor.
Altyapı: Şehrin Görünmez Kahramanlığı
Bir belediye başkanı için en riskli iş altyapıya girmektir. Çünkü yapılan iş yerin altındadır, görünmez. Üstelik çalışma süresince vatandaştan tepki almak, sitem işitmek, tozun ve toprağın faturasına göğüs germek zorundadır. Başkan Görgel, bugün bu tepkileri göze alarak Kahramanmaraş’ın önümüzdeki yarım asrını kurtarıyor. Unutmayalım ki; deprem sadece binaları yıkmadı, bu şehrin damarlarını da kopardı. O damarlar yenilenmeden, üzerine dikilecek binalar eksik kalacaktır.
Arasa Camii ve “Ağzı Olan Konuşuyor” Safsatası
Şehrin hafıza mekanları üzerinden yürütülen dezenformasyon ise sürecin en üzücü yanı. Özellikle Arasa Camii üzerinden koparılan fırtınalara kulak asmamak gerek. “Kulaktan dolma bilgilerle” hareket edenlerin aksine, gerçek projenin detayları net: Arasa Camii, o tarihi minaresi ve taş duvarındaki kitabesiyle, kendi yerinde ve aslına uygun şekilde yeniden yükselecek. Tarih, fısıltı gazetesine değil, atılan somut imzalara ve yükselen taşlara bakarak yazılır.
Mart Ayı: Şantiyeden Bahara Geçiş
Trabzon Caddesi’nden başlayan bu kararlı yürüyüşün hedefi belli: Mart ayı sonunda şehri genel anlamda bir düzene kavuşturmak. Bugün maruz kaldığımız çamur ve çukur, geçici bir rahatsızlıktır. Meyve veren ağaç taşlanır misali, yapılan hizmetin büyüklüğü bazen bugünün karmaşasında fark edilemeyebilir.
Ancak unutulmamalıdır ki; mevsimler nasıl değişiyorsa, memleketin çehresi de öyle değişecek. Şantiye görüntüsünün yerini, modern ve sağlam bir şehrin silueti alacak.
Biraz daha sabır, çokça rahatlık getirecektir. Bu şehir, küllerinden doğarken çekilen sancıyı değil, yarınların huzurunu konuşacak.

YORUMLAR