Komşuda pişer bizede düşerdi günaşırı yapılan yemeklerden tadımlıklar, damlara serilen tarhanadan firikleri kaynatılan buğdaylardan hedikler gelirdi.
Akrabanın, komşunun, dostların neşeli yada hüzünlü günlerine ortak olunur yükleri hafifletirildi.
Düğünler genelde evlerde yapılır yemekler kaynatılır, düğün evine sığmayan uzaktan gelen misafirlere komşularda yataklar açılırdı.
Mahallede cenaze olduğu varsa televizyon yada radyoların üzerleri bezlerle kapatılır ve en az hafta boyunca izlenip dinlenmezdi.
Evde araç, doğalgaz, kalorifer yoktu. Şehrin yükünü hamallar, atlı arabalar ve sepetli motorlar çekerdi.
Kışlık alınan odunları elinde baltasıyla mahalle mahalle dolaşan “odun kırdıran odun kırdıran” diye bağıran elleri nasırlı yüreği yumuşak insanlar neredeyse karın tokluğuna kırarlardı hak edilerek kazanılan paralar ise harcamayla bitmez bereketlenirdi.
Çoğu evler bahçeliydi insanlar azda olsa sebze ve meyvelerini kendileri yetiştirir olan olmayana ikram ederdi.
Sevgi, saygı, yaşlılara hürmet, küçüklere merhamet ön plandaydı.
Mahalle aralarındaki boş arsalarda hergün ama hergün, gençlerin aralarında futbol maçlarına ev sahipliği yapardı.
Oynanan toplar gayrı nizami genelde naylon yada plastikten olurdu.
Aşağı yukarı her mahallenin gayrıfedere bir futbol takımı vardı. Spora gönül vermiş büyükler turnuva düzenler dereceye girenlere kupalar verilirdi bizimde böyle bir takımımız (Ümitspor) vardı. Sayısız turnuvalarda önemli başarılar kaydederek ilimizin çeşitli amatör takımlarının belkemiğini oluşturan sporcuların yetişmesine vesile olmuştur.
Bu yada buna benzer binlerce güzellik ve tertemiz bakir bir memleket ama ama şimdi öylemi… o günleri neden özlemiyeyim ki özlüyorum çünkü buna hakkım var.

YORUMLAR