Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Şükrü Nalkesen
Şükrü Nalkesen

Şampiyonluk Yolu Rehavet Kaldırmaz: İstiklalspor Kimin Emaneti?

Geçtiğimiz hafta Mersin deplasmanından alınan galibiyet, hepimizin göğsünü kabartmıştı. Ancak pazar günü sahada gördüğümüz manzara, ne yazık ki bu galibiyetin getirdiği “erken şımarıklığın” ağır faturasıydı. Futbolun yazılı olmayan bir kuralı vardır: Hangi ligde olursanız olun, hedefiniz şampiyonluksa evinizde puan kaybetme lüksünüz yoktur. Hele ki bu kayıp, mücadeleden ziyade bir konsantrasyon kaybından kaynaklanıyorsa, yolun sonu hüsran olur.

Bir Başkanın Feryadı ve Şehrin Sessizliği
Başkan Gaffar Akarca’yı izliyorum; gecesini gündüzüne katıyor, ailesinden ve işinden feragat ediyor. Tek bir derdi var: Büyük bir afetle sarsılan bu şehrin güzel insanlarına bir nebze olsun moral verebilmek, onlara bir şampiyonluk hediye etmek. Maçtan iki gün önce yaptığı o “destek çağrısı” aslında bir çağrıdan öte, bir feryattı.

Peki, bu şehir ne yaptı?

Gaffar Başkan’ın feryadını duymamak, bu zorlu yolda onu yalnız bırakmak, bu şehrin en büyük ayıbıdır. Şampiyonluk sadece parayla ya da yönetimle gelmez; tribünlerin dolmasıyla, esnafın bayrağı asmasıyla, tüm şehrin o ruhu hissetmesiyle gelir.

Teknik Heyet ve “Okuma” Hataları
Gelelim saha içine… Teknik Direktör Bayram Bektaş, kuşkusuz mütevazı kişiliğiyle sporcuları tarafından sevilen ve saygı duyulan bir isim. Ancak sevgi karın doyurmuyor, puan getirmiyor. Pazar günü sahada oyunu okuyamayan, oyuncu tercihlerinde geç kalan bir teknik yönetim vardı. İnsan sormadan edemiyor:

Üç yıllık boşluk Bayram Hoca’yı futboldan mı uzaklaştırdı?

Yoksa kendini yenileme noktasında bir direnç mi var?

Daha da kritiği; tribünde olması dahi tartışılan bir yardımcı antrenörün gözlem raporlarıyla mı bu takım yönetiliyor?

Alkışladığımız Gibi Eleştirmeyi de Biliriz
Biz İstiklalspor’un başarısını en çok isteyenleriz. Doğru işler yapıldığında alkışlamayı, övgü dolu manşetler atmayı bildiğimiz gibi, yanlış gidene “dur” demeyi de borç biliriz. Şampiyonluk hedefi olan bir kulüpte kimsenin “şapkadan tavşan çıkarmaya” çalışarak taraftarın duygularıyla oynamaya hakkı yoktur.

Rehavet, şampiyonluk yolundaki en sinsi düşmandır. Eğer bu şehir ve bu takım silkelenip kendine gelmezse, en çok canı yanacak olan yine bu işe ömrünü koyan Gaffar Başkan ve gönül vermiş sporseverler olacaktır.

Vakit, şımarıklığı bir kenara bırakıp ciddiyetle çalışma ve başkana sahip çıkma vaktidir. Çünkü bu şehir, bir hüsranı daha kaldıramaz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER