Türkiye’de su denildiğinde akla gelen ilk şehirlerden biri Kahramanmaraş. Dağlarından, pınarlarından, kaynaklarından su fışkıran, şairlerin mısralarında, türkülerin sözlerinde suyu anlatılan, barajlarıyla, kaynaklarıyla, doğal zenginlikleriyle övündüğümüz Kahramanmaraş’ta vatandaş bugün su faturasıyla dertleşir hale gelmişse, burada herkesin durup bir düşünmesi gerekiyor. Vatandaş, özellikle son dönemde gelen su faturalarından, kesim ve açma ücretlerinden, elektrik ve doğalgaz giderlerinden ciddi şekilde şikâyet ediyor.
Vatandaşın sorusu oldukça açık:
“Bu kadar suyun olduğu şehirde, biz neden su faturaları yüzünden canımızdan bezdik?” Elbette şehirde yapılan altyapı çalışmalarını görmezden gelmek haksızlık olur. Depremin ardından Kahramanmaraş’ın altyapısı büyük yaralar aldı. Su hatları, kanalizasyon sistemleri, içme suyu şebekeleri… Birçok noktada ciddi yenileme ve yeniden yapılanma çalışmaları yürütülüyor. Bunları içtenlikle takdir etmek gerekir. Kimse yapılan hizmete karşı değil. Kimse altyapının yenilenmesine, şehrin geleceğe hazırlanmasına itiraz etmiyor.
Ancak vatandaşın başka bir sorusu var: “Bu çalışmaların mali yükü neden dönüp dolaşıp bizim faturalarımıza yansıyor?” İşte tartışmanın düğüm noktası da burada.
Vatandaş hizmet istiyor, ama hizmetin bedelinin kendisini ezmesini istemiyor.
Vatandaş kaliteli su istiyor, ama ay sonunda gelen faturayı görünce musluğu açmaktan korkmak istemiyor.
Vatandaş modern bir şehir istiyor, ama bunun karşılığında geçim derdiyle daha fazla boğuşmak istemiyor.
Üstelik mesele sadece KASKİ ile de sınırlı kalmıyor. Kahramanmaraş’ta vatandaşın ortak şikâyetlerinden biri de elektrik faturaları ve doğalgaz giderleri.
AKEDAŞ ayrı bir tartışma konusu,
ARMADAŞ ayrı bir tartışma konusu,
KASKİ zaten vatandaşın gündeminden hiç düşmüyor.
Üç kurum… Üç ayrı fatura…
Ama ses ortak:
“Bizim sesimizi duyan var mı?”
Böyle bir ortamda faturalar ve açma-kesmeler vatandaşın sırtında daha da ağır bir yük haline geliyorsa, yöneticilerin vatandaşın sesine kulak vermesi gerekmiyor mu?
Feryatlar makam odalarına ulaşıyor mu?
Bugün Kahramanmaraş’ın milletvekilleri, belediye başkanları, seçilmişleri, atanmışları… Herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor: “Biz vatandaşın derdiyle gerçekten ne kadar ilgileniyoruz?”
Çünkü makamlar kalıcı değildir.
Koltuğun da bir ömrü vardır.
Görevlerin de bir başlangıcı ve sonu vardır.
Asıl kalıcı olan ise insanların gönlünde bırakılan izdir.
Bugün vatandaşın sorununu dinlemeyenler, yarın seçim meydanlarında aynı vatandaşın karşısına çıktığında ne söyleyecek?
Sonuçta hepimiz aynı şehirde yaşıyor,
aynı havayı soluyor,
aynı depremin acısını yaşadık.
aynı ekonomik sıkıntılardan etkileniyor.
Öyleyse hepimiz aynı gemide değil miyiz?
Unutmayalım ki; silgi kalemden önce bittiyse, yanlış çok demektir…

YORUMLAR